18 Ocak 2012 Çarşamba

Şefkat.

0 düşünen insan
Önce kendini sevmelisin, diyordu tüm kişisel gelişim kitplarında ve kutsal kitaplarda.
Önce kendini sevmelisin ki tüm dünyayı hayatı insanları sevebilesin, diyordu tüm kitaplar ve çok sevdiğim insanlar.

Birini sevmek çok kolaydı, onun iyi yanlarını kötülerine tercih etmek çok kolaydı, görmezden gelmek, kabullenmek çok kolaydı, çünkü bir insan asla bir diğerinin içindeki kaosa erişemiyor. O yüzdende görüneni, yüzeysel hissedileni sevmek çok kolaydı.
Ama kendini sevmek çok zor. İçindeki her şeye rağmen, tüm geçmişe rağmen düşüncelerine rağmen kendini sevmek çok zor. Hep çocukluğumuza dönmek istememiz bundan aslında, zaman hiçbirimizi düşlediğimiz insan yapmadı bu yüzden kendimiz aklımızda hep uyuşmayan oldu, kimimiz farketti kimimiz farketmedi, farkedenlerin kimi kabullendi kimi artık aramızda yoklar. Kendini sevmek çok zor, birilerinin sevgisine inanmıyorken bunu yapmak çok daha zor. Bazen aslında ya bu insan beni çok seviyor yoksa böyle böyle yapmazdı falan diyoruz ya hani o bir iluzyon sanırım. Bence bir insanı hayatında en çok anne ve babası sever yani ailesi. Sevebilir yani herkes gider onlar kalır, hep onlar destektir sizi kırmaktan üzmekten çekinirler, hep mutlu olun hep en iyisine sahip olun isterler. İşte bir insanı ailesi sevmiyorsa, başka insanların sevmesine imkan yok. Bazen aileniz sizi kötü bir insan olduğunuz için sevmezler, ama bazen kötü bir insan olmasanızda sevmezler. Mesela çocukken bile sevmeyebilirler, önemsemeyebilirler. Kendilerince, kendi hayatlarını etkileyen nedenleri vardır elbette ama sonuç size patlar, olabilir yani. Sizi etkileyen her kararda söz hakkınız olacak diye bir kaide yok. İşte o sevgisizlik, çok sonra sizi dengesiz, ilişkilerini yürütemeyen, dünyada kalmaya katlanamayan, bir şekilde gitmeyi planlayan, ve hiçbir şeyi gerçekleştiremeyen bir insan yapabilir. Aslında sevgisizlik değil bu, şefkat sanırım. Sevgiyle duyulan şefkat, insanın bu dünyada ihtiyacı olan tek duygudur bence ve sahtesi en yaygın olan duygudur. Birini sevebilirsiniz, önemseyebilirsiniz, saygı duyabilirsiniz ama şefkat bambaşka birşeydir tamamen karşınızdaki tabanlı bir şeydir. Ona şefkat duyduğunuzda alacağınız kararların, yapacağınız davranışların sizin cephenize olan etkilerini görmezsiniz karşınızdakinin iyiliği, mutluluğu vs önemlidir. Bir insanın kendinden geçerek bir başka insanı sevebildiğinin göstergesidir şefkat..

Şefkat olmadığı zaman her şey biraz sahte, her şey biraz yavan bu dünyada. Sahtesi bile bizi dünyada tutmaya yetiyor, oysa gitmek düşlerindeyken aklımız.

Ben gideceğim biliyorum, gitmeliyim artık biliyorum.

.giz.
18/01/2012
10:40’

14 Ekim 2011 Cuma

Cinayet.

0 düşünen insan


Galiba unutuyorum seni..
Yıllar geçti peşinde, kırılıp dökülmekten yoruldum.

Bugün aldım ruhumu, sana aşık yanımı yatırdım yatağa boylu boyunca..
Önce beni sevdiğini fısıldadığın sağ kulağımı kestim attım.
Sonra sırasıyla; çocukluk yara izlerimi bir bir soydum tenimden malum bir akşam oturup tüm yara izlerimden öpmüşlüğün vardı beni..
Sonra dirseklerimi kestim, ne zaman yanyana otursak anlamadığım bir çekim yüzünden dirseklerimiz birbirine değerdi.
Alt dudağımı kestim sonra, ısırdığın için kavga edip durduğumuz.
Burnumun tam ucunu, sağ el başparmağımı kestim, oynardın hep onlarla.
En son tüm derimi yüzdüm, kokun sinmişti..
Gözlerimi nasıl oyduğumdan bahsetmiş miydim ? Sırf giderken ardından baktıkları için, o son hâlini hep sakladıkları için..

Sona en güzelini sakladım elbette, elime bir hançer alıp sol yanıma usulca soktum yavaşça çevirdim, kalbimi gerçek bir ustalıkla çıkarttım.
İyice baktım elimde, nasılda atardı yanımdayken sen, şimdi suspustu..
Gittim, ince ince doğradım kalbimi gözyaşlarımla yıkadım kanını, az yağda kavurup bahçedeki kedilere yedirdim. Malum kendime karşı böyle bir nankörlüğüm ancak kedilerle yedirmekle ödenirdi kalbimi.
Böyle öldürdüm ruhumu, arda kalanlarla sol yanımı kapattım, kanaması dursun diye.

Şimdi bana neden sevemediğimi, bir katil olduğumu soruyorlar.
Bir katilim çünkü; en güzel eserim kendi cinayetimdi.
Ve neyle sevebilirim ki artık; aklım uçarı, kalbim kedilere yem ..

Bu yüzden seni de gittikçe daha az seviyorum Mungan’ın dediği gibi..
Bir aralar özlerdim çok seni, göğüs kafesimi de kapattım sıkı sıkı, özleyen yanlarım havasızlıktan sönsün diye..

Bu topraklarda hükmün çok az artık sevgili..
Çoraklaşmaya yüz tuttum artık, bir vakit gelecek ne eksem ne yağmurlar yağdırsamda hiçbir şey yetişmeyecek..

Yağmur tanrısını küstüren toprak edasıyla anıyorum bu akşam seni,
Çınlarsa kulakların, aç pencereni bak yıldızlara,
Ve bir tebessüm et tüm geçip giden zamanlar hatrına…

Giz.
03.05.2011’

2 Haziran 2011 Perşembe

Levrek, hamsi, kalkan... Kader anı Haziran!

0 düşünen insan
Levrek, hamsi, kalkan... Kader anı Haziran!: "“Seninki kaç santim?” kampanyasının sonucu belli oluyor. Tarım Bakanlığı balıkların ve denizlerin geleceğine Haziran’da karar veriyor. İş işten geçmeden, balıklar tükenmeden, daha fazla ertelemeden, hemen şimdi eyleme katıl."

22 Mayıs 2011 Pazar

Vazo.

2 düşünen insan
Camdan bir vazoyum sanki, ellerinden kayıp düşüyorum insanların..
Yere sertçe çarpıp unufak oluyorum...
Sonra bir parçam diğer parçaları kendine çekmeye çalışıyor,
Bir bir birleşiyorum büyük parçalarımla,
Biraz toparlanıp ufak parçaları aramaya koyuluyorum..
Hep birilerinin tırnak diplerinde ayaklarının altlarında kücücük parçalarım kalmış oluyor..
Biraz eksile eksile toparlanıyorum her seferinde..
Gittikçe azalıyorum, gittikçe yok oluyorum.. 

Camdan bir vazoyum sanki insanların ellerinde,
içimde birgün geleceğini umduğum çiçekler için gözyaşları biriktiriyorum..

Camdan bir vazoyum sanki insanların ellerinde,
hep istemeyerek, bir anlık dikkatsizlikle düşürülüp kırılan..

Giz.
22/05/2011.

14 Mayıs 2011 Cumartesi

Kızıl Dev'im, Devinimim ,Devrimim, Annem.

0 düşünen insan
Şarap gibi kadınlar okudum kitaplarda, tatları biraz mayhoş olurdu bağımlısı pek çok olurdu.

Sizi biraz keyiflendirir biraz üzerdi öyle kadınlar.

Çok gerçekçiydiler flu yapılarına rağmen.

Böyle kadınları okudum kitaplarda yıllar geçtikçe güzelleşen.

Tadını alanın kaçamadığı, zeki ve güzel kadınlar.



Bir sabah uyandım o kadınlardan biri uyuyordu yanımda,

Yıllardır beraber yaşadığım kadına hep okuduğum kitaplarda hayranlık beslemiştim.

Şimdi netleşiyordu şaraba ve kızıla düşkünlüğüm..



Şarabın yavrusu; üzümdü.

Gözlerinden düşmüş olmalıyım bu kadının, doğurmamışta gözlerinden düşürüp üzüm eylemiş sanki beni.

Öyle bir kadın benim annem, tıpkı Şarap.



Hayyam'ın tanrıyı bile nezdinde çıkarmayı göze aldığı şarapların güzelliğinde bir kadın, annem.



Giz.

10 Mayıs 2011 Salı

Baba.

0 düşünen insan
Bazen insanlar ölmezler ama kendilerini sizin hayatlarınızda öldürürler.
Öylece gidiverirler..
Bir yerlerdedir, nefes alıyordur, gülüyordur ağlıyordur..
Öldü kabul etmeniz gerekir.

Bazı ilişkiler, iletişimler tek taraflı kurulmaz.
Bilirsiniz o gün o saat evde kahvesini yudumladığını, az şekerli bol telveli..
karşısındaki koltukta oturmak için canınızı verirsiniz, olmaz.
Sizin ne verdiğiniz/vereceğiniz pekte mühim değildir.

İstemekle olmayan, çabalasanızda asla olmayacak şeyler vardır hayatta.
O lanet koltukta oturamazsınız işte, o evin kapısından içeri giremezsiniz.
Çok özlemeniz,sevmeniz,istemeniz bir şeyi değiştirmez.
Baba sırta dağken, göze yaş olur aniden.. Anlayamazsınız.
Anlayamazsınız, hayatta anlayamayacağınız, kabullenemeyeceğiniz acılarda vardır.
Sizi etkileyen her karar da, söz hakkınızda olmayabilir bazen.

Gecenin bir vakti rüyanızda görüp uyanıp sabahı ağlayarak karşılasanızda pek bir şey farketmez.
Acı ilk günki şiddetinden hiçbir şey kaybetmez.

Anneler hep destektir, yaraları sarmaya hep hazırlardır.
Ancak o yaralara sahip olmamak için gerekli olan hayat tecrübesi hep babadan alınır.
O tecrübeniz yoksa kalbinizde, ruhunuzda her türlü yaraya açık bir hâldedir.

Her neyse,
bazen özlemek, sadece özlemektir.
Gözden bir kaç damla yaş düşürüp, bir ah çekmektir derinden.
Elinizden hiçbir şey gelmez,

Bazı insanlar kendileri öldürürler hayatlarınızda kendilerini, engelleyemezsiniz.

Baba; sırtına dağ, içine cesaret.. Yüreğine güven, aklına yol..
Baba; gözüme yaş, dilime lâl...



Giz.

25 Nisan 2011 Pazartesi

İntihar.

0 düşünen insan
Biliyorsun, bir gece ölüm seni sessizce yakalamayacak..
Ecelinle ölemeyeceksin..
İçinde büyüttüğün, işte o..
O; ecelin olacak.

Herkesler uyurken sessizce isteyeceksin ölümü..
Tüm o hıçkırıklar,ağlayışlar..
Hiç olmayacak bir gece, hiç duymayacaksın kendi sesini o gece..
Belki ilaçları içip, belki zehri yudumlayıp kendini susturup
oturacaksın pencerenin pervazına, geceyi özleyeceğini düşüneceksin belki..
Akıp giden kimsesiz sokağa bakacaksın, içinden bir an gitmemek geçecek, ufak bir pişmanlık belki.. Ama kalkmayacaksın o pencerenin pervazından,içinde bir şeylerin yittiğini hissedeceksin, ölümü hissedeceksin..
Canın yanacak biraz, ama geçmiş acılarınla kıyaslayıp bu acıya sessiz kalacaksın.
Bilirsin zaten, hep sessiz kalmışızdır biz acılara..
Sonra intiharının bitmesine az kaldığını hissettiğinde içeriye geçip koltuğa oturacaksın,

Karanlık odada geçecek aklından, aynı kaderi paylaştığın,okumayı sevdiğin o insanlar, bir zamanlar seni mutlu eden insanlar..
Bir an intiharının kimin/kimlerin eseri olduğunu düşüneceksin,
Cevap çok acı..
Çünkü kimseyi tamamen suçlayamayacaksın.. 
Hep yetersiz gelecek yaşadıkların,acıların..
Sadece içinde var olduğunu, içindekinin büyüyerek seni yaşayamaz ettiğini göreceksin.
Evet insanların payı büyük ama,asıl sebep hep ruhumuz...

Biz belki de Tanrının var etmekten son anda vazgeçtiği ancak varolmuş bulunan bebeklerdik... 
Ne yaşamamız mümkündü, ne yok olmamız..
Biraz dayandık ama yolun yarısında hep aynı oldu sonlarımız...

Giz.
 25/04/2011

23 Nisan 2011 Cumartesi

Anlaşılmaya İhtiyacım Var!

0 düşünen insan
Hiçbir yerde kalamam demiş Özlü, gitmek gitmek gitmek demiş.. 
Pavese 23 geç bir yaş değildir yeniden başlamak için hayata demiş... 
Binilecek bisikletler, gidilecek yerler, görülecek gün batımları var-mış..

Ben ifade edemem onlar gibi acımı, hayattan bıkmışlığımı..
20 yaşındayım ve insanların arasında nefes almakta zorlanıyorum.
Problemim bu, beni yargılamalarından ölçüp biçmelerinden, birilerini yargılayıp ölçüp biçmekten yoruldum. 
Her şeyi kafamda kurgulayıp yaşayıp bitirmekten yoruldum.. 
Başlamadan, vazgeçmekten.

Onlar gibi olmaya çalışmaktan yoruldum demeyeceğim, aksine onlardan biri olduğumu görmekten yoruldum. 
Kendimi onlar gibi davranırken yakalamaktan, buna şaşırmaktan hem istemeyip hem bunları yapıyor olmaktan yoruldum.
İmrendiğim insanlar var, kaçıp kurtulmuş olanlar. 
Sevip,inanıp sonuna kadar gidenler.
Ben yapamıyorum, hayır cesaretle bir ilgisi yok bunun. Bu dünyaya kanmışlıkla alakalı. 
Ben insanların arasında varolabiliyorum, işte en acısı bu. Yapabiliyorum, onlar gibi oluyorum. 
İçimdeki tüm sesleri susturup, onlarla sokaklarda kusabiliyorum, paralarıyla oynuyorum, tabularını benimsiyorum. 
Oyunlarına katılıyorum..
İşte en acınası olanlar; bunlar.

Dayanamadığım, toplumun dışımda oluşturduğu benlik. 
Kendilerine benzeyen bir yanım var. 
Var ettiler, içimdeki yok oluyor.
Koruyamıyorum.
Sadece seyirden ibaret günlerim.

Her anı, ölüdür. demiş Özlü birde, 
Geçmişi öldüremiyorum, zihnimde sürekli canlı tutuyorum unutmayarak. 
Her gün defalarca geçmişi yeni baştan yaşayarak canlı tutuyorum.

Bıçaklarını kendi yapan bir katilim ben, maktûlüm her daim kendimim.

Giz. 

23/04/2011

10 Şubat 2011 Perşembe

Acı

1 düşünen insan
Acı ! Değil bu...
Değil başka bir şey can gibi desem değil acı gibi desem değil öyle içten öyle can yakıcı öyle sen gibi geçmiş gibi... ama hiç bir şey gibi değil. öyle de saçma.

Alkole karışıp durma kaçıncı defa söylüyorum sana!

Senin harcın değil bu ayrılık, bu acı... bu aşk.
Sana göre değil bu topraklar, ondan dönmüyorsun.
Korkaksın olm! Bu sefer başaracağımı biliyorsun, güçlendiğimi büyüdüğümü biliyorsun ve korkuyorsun benden. Yetmeyeceksin çünkü bu sefer bana, geri geldiğinde hepsinin bir yanılsama olduğunu anlayacağımı biliyorsun o yüzden ulaşılmaz adamı oynuyorsun oralarda.

Yalan mı ? Ödleğin tekisin hemcinslerin gibi. Adam ol be adam!

Gitmiş gibi yapıyorsun, asla gitmiyorsun bir parçanı gösterip/hissettirip duruyorsun.
Böyle gitmek mi olur be.. Ne vicdansız ne hain adamsın artık sen.

Sen ne biçim adamsın, ölüm gibi...
Sen ne biçim adamsın, nefes gibi...


Giz.

Özlem

0 düşünen insan
Bak sen başka alemlerde ben burda bambaşka bir düş'te. Hiç duymayacağın belki duysanda hissedemeyeceğin çığlıklar atıyorum yokluğuna. Gelmeyişine sesleniyorum, kal(a)mayışına seyirci kalıyorum.

Sen belki bir parça özlem,ben koca bir kaybediş.

Ve ben yine senin o sevmediğin dil'den konuşmaya başladm. Sevmediğin senaryolarımı yazıyorum o dilde ben,yazıp oynuyorum senin rolünüde üstleniyorum üstelik. Öyle haklısın,öyle güzelsinki zaman karşısında tüm yollar açık sana,tüm kararlar sana ait.
Ve sen gidiş'in eşiğinde öyle duruyorsun ben ardınsıra savruluyorum kendi rüzgarımla..
Ve ben öyle çok seviyorum ki seni kırılıp dökülüyorum her saniye.. Yana yakıla/yıkıla geliyorum kapına..

Gelmesende olur.
Ama gelirsen mutlu edeceğim seni, ilk bahar sevinçleri sereceğim...
Ama olurda gidersen çizginin öbür tarafına geçersen heder olurum...
Dağılır kalırım fırtınanda...
Gitme yollara dön eve...
Affet..


Giz.

1088.

0 düşünen insan
1088 gün oldu bugün...
Söylemesi kolaydı. Beklemesi zor.
'Zamanla geçer.' masalını bizzat yaşamak adına bekledim. 1088 gün geçti hala sol yanımda uyanıyorsun. Bu işte bir terslik var. Yerine, bıraktığın boşluktan bahsediyorum yani birilerini koymaya çalışıyorum sürekli 'Bak bu onun gibi değil bu olur, bak bu daha anlayışlı bu olur, bak bu hissiyatlı bu olur... ' vs diye sınıflandırıp bir sürü erkek cesedini bıraktığın yere koymaya çalıştım. Eğreti duruyor haklısın. Ama elimden ancak bu gelirdi, sen gelmezdin ve gelmeyecektin biliyordum.
Bugün 1088 gün oldu.
Yalnız yaşlanacağız... Olayın ciddiyetinin farkında mısın ?! Sensiz ihtiyarlayacağım, ellerim buruş buruşken sen olmayacaksın yanımda. Beraber büyüdük tamam hikayenin o kısmı doğru ama beraber yaşlanacaktık hâni ?
Her neyse böyle arabesk nidaları sevmiyorum, bilirsin.
Ama olay ciddi, 1088 gün oldu diyorum. Kaç gün olduğunu geç, ben bunu hâlâ sayıyorum o kısmı can sıkıcı.
Bir ilişkiye başladığımda seni aldattığımı düşünüyorum, gidişinin üstünden 1088 gün geçmesine rağmen.
Aslında yaşıyorum, yaşıyor yani insan. Bir şekilde yemek yiyorsun nefes alıyorsun... Alışıyorsun, arkadaşlarınla tekrar dışarılara çıkmalar, tekrar insanların arasına karışmak falan, yaşıyorsun işte. Yeniden heyecanlar hissediyorsun birilerinden hoşlanıyorsun hemen seninle kıyaslıyorsun o kişiyi sonra herkes senden iyidir diyorsun başlıyorsun ilişkiye, yada seni daha da derine gömmek adına başlıyorsun. Bazen gerçekten istiyorsun o ilişkiyi. Ama neden ? Neden bir şarkı duydugumda aklıma hayatımdaki adam değilde sen geliyorsun, her gece yatarken bugün bilmem kaçıncı gün diye not düşüyorum aklıma. Neden bir gün geleceğinden bu kadar eminim, gelmeyeceğini bu kadar ciddi bir şekilde kanıtlamışken sen.
Velhâsıl, bugün 1088 gün oldu...
Bir kaç damla bıraktım boşluğuna, birkaçta melodi.
1088, son olsun.

Sayıklamalar...

1 düşünen insan
Benden büyük bir aşk çaldın.
Çok mutlu olabileceğim bir ergenlik çaldın.
Büyüttüğüm tüm sevdayı bir çırpıda çaldın.
Aç bıraktın, bir çok şeyi öğrenmeden daha ben çaldın gittin...

Şimdi ardında bir şizofren, bir deli, bir huysuz.

Çaldığın ne varsa benden, bende başkalarından çalıp ulu orta bırakıyorum.
Çok iyi örnek oldun bana, hakkını yiyemem aşkı bana sen öğrettin.

Bende izinden gidiyorum sadece.


Giz.

23 Kasım 2010 Salı

Cumhuriyetin Kadını.

0 düşünen insan

Aysun Sibel Boz'a ithafen ...


Bir karar vermem gerektiğinde hangi ortamda hangi şartlarda olduğumun değilde kim olduğumun prensiplerimin kriterlerimin ne olduğunun daha önemli etkenler olduğunu,
Dürüstlüğün en büyük kazanç olduğunu,
Bir şey yanlışsa müdahale etmekten kaçınmamam gerektiğini,
İnsanın yalnız olmasının kötü değil tam aksine özgürlük olduğunu,
Kendimi bedenimden ziyade beynim olarak değerlendirmemin daha doğru olduğunu,

İnsanların hepsine nötr yaklaşmam gerektiğini zamanla onlara değer biçmem gerektiğini,
Tüm değerlerden önce bir 'insan' ın her şekilde değerli olduğunu ve kazanılabileceğini,
Dünyada sadece kötülerin yaşamadığını,
Hayatın güzel süprizlerde yapabileceğini,
İki insanın arasındaki bağın yaşla orantılı olmadığını,
Bazen bir tebessümün çok kötü geçirilen bir haftayı unutturabileceğini,
Kimyanın aslında boğucu bir ders olmadığını,
Okulun 'öğretim'den ziyade 'eğitim' yuvasıda olduğunu,
Sistemin can alıcı yerleri olan okulların içlerinde ölümsüz değerler barındırdığını,
Hayatımda siz olduğunuz müddetçe korkmadan ilerleyebileceğimi,
Güçlü kadın imajının sizden geçtiğini,
Vicdanlı ve insaniyetli olmanın zaaf ya da zayıflık değilde bir erdem olduğunu,
Tüm bunları bana bizzat gösterdiğiniz ve öğrettiğiniz için minnettarım size.
Hayat Öğretmenimin Öğretmenler Günü Kutlu Olsun, Ne şanslıydım ki sizin öğrencinizdim ben. Öğretime nazaran eğitiminde ışığını elinizde taşıdığınız nice öğretmenler gününe ulaşmanızı diliyorum.

İyiki varsınız. 


En arsız, laf dinlemez öğrenciniz;
Gizem.

Seninki kaç santim? - Greenpeace

0 düşünen insan

Bu linke tıklamanız size bir şey kaybettirmez ancak doğaya kazandırır. Öylece okuyup geçmen ne kadarda bencilce genç

Seninki kaç santim? - Greenpeace